Bir dolu bir boş..


4.5.2008 ·

Yanımdaki boş koltuktun bugün..
Yarın yatağımın boş sol yanı olacaksın..
Masada karşımdaki boş sandalye..
Elimdeki boşluk sonra da
Kalbimi bu kadar dolduruken
Gözlerim, tenim için sadece boşluk olacaksın..

Yorum (yok) Yorum yaz!

Günlük


24.4.2008 ·

Bugün yine somurtkan başladım güne. Saçımı tokaladım. Makyajımı yaptım. Makyajımı yaptıktan sonra dişlerimi fırçalamadığımı hatırladım. Dişlerimi fırçaladım. Sonra makyajımı düzelttim. Malum iş gadını olmak önemli birşey..
Dışarda değişik bi hava var. Üzerime mont alsam sıcaktan patlayacağım, almasam üşüyeceğim. Of, almadan çıktım ve üşüdüm.
Masama oturup rutin internet gezimi yaptım. Elektronik postalarıma bakarken çok eğlendim.
Karadenizde, özellikle Samsun'da da çok kullanılıyor. 'Az gel daa..,Hadi gidelim daa..,Bi bak da...' Bir nevi lütfen yerine kullanıyoruz. Kullanmazsak da kendimizi kabaymış gibi hissediyoruz. Garip bir duygu. Yaşamayan bilemez .:P
İşte elektronik postalarımın birinde, vakti zamanında bir reklamda ünlenen bir türkü vardı... sürekli 'da da da daaa'  diyorlardı. Bir nevi karadenizlilerin milli marşı gibi..İşin özü, çocuklar gibi şenlendim.. 'dadadadaaa'

Not: http://uk.youtube.com/watch?v=Q2p0nhg_2iE&feature=related

Yorum (yok) Yorum yaz!


17.2.2008 ·

Yarın öleceğimi bilsem hemen senin yanına gelirdim. Şimdi neden erteliyoruz ki?

Yorum (2) Yorum yaz!

Bir adım sonrası...


13.2.2008 ·

    Yaşlı mı yaşlı bir yüz. Göz kenarları,  yanakları, alnı, burnu her yeri kırış kırış bir sima.

    Görenlerin içine işleyen masmavi gözler. Ağlamamak için direnen gözler.
   
    Ağlamak için dokunulmayı bekleyen eller. Kırışık mı kırışık eller.

    Kim bilir neler yaşamış dedirtecek kadar içten bakışlar. İlk akla gelen cümlelerle "insanın içine işleyen delici bakışlar". Daha da ötesinde empatinin kaynağı, içtenlik.
 
    Herşeyi bir kenara bırakıp bağırarak kendinden geçen birisi bir an sonrası. Film karesi gibi. Vurucu anı  yakalamak için yavaşlatılmış bir sahne. Herkesin görebilmesi için yavaşlatılmış gerçekler.

 
    Tam olarak ne olduğu önemsiz, sonuçta kaybetmişliğin acısı. Herkesin içinde hissedebileceği ağırlık. Herkes iyice duyabilsin diye efektlerle güçlendirilmiş ağlamayla karışık haykırışlar.

    Bir an sonrası sessiz sessiz akmaya başlayan göz yaşları. Herkes daha çok hissedebilsin diye yanaktan süzülüşü yakınlaştırılan gözyaşları.

    Bilindik bir sahnenin bir tekrarı daha. Her kaybedişte olduğu gibi olması gerekenler. Belki biraz daha farklı, belki farklı bir haykırışla tekrarlanan kaybediş...

  


Yorum (yok) Yorum yaz!


7.8.2007 ·

   Ne mi yapıyorum... Her haftasonu bir yerlere gidip duruyorum ben. Sırf bu sıkıcı şehirden kurtulmak için sürekli bi yerlere gidiyorum. Gitmekten yorulduğum halde gidip duruyorum... Kalabalık olmaya gidiyorum. Kocaman olmaya gidiyorum...
   Kocaman oluyorum da dönüp dönüp küçülmekten yoruluyorum. Bakıp bakıp büyüyorum da gözlerimi kapadığımda küçülüyorum. Bir ses duyuyorum sonra sağır oluyorum...

Yorum (yok) Yorum yaz!